Gün içinde kendinizi ya buzdolabının önünde buluyorsunuz ya da yeni yemek yemiş olsanız da “o tatlıyı mutlaka yemeliyim” diyebiliyorsunuz. Bazen çevrenizdekiler yediklerinize tepki bile gösterebilir, siz ise kendinizi hep şu cümleyi söylerken buluyor olabilirsiniz: “Aç değilim ama yemek istiyorum”. Bu durum çoğu zaman iradesizlik ya da kontrolsüzlük olarak yorumlansa da aslında yeme davranışının altında derinden sebepler yatıyor olabilir. Bu davranışın yalnızca fiziksel açlıkla açıklanamayacağını belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Bu durum özellikle stresli, yorgun ya da duygusal olarak zorlayıcı anlarda ortaya çıkıyor. Bu nedenle asıl soru “Ne kadar yiyorum?” değil, “Neden yiyorum?” olmalı” diyor ve duygusal yemenin 4 neden ve 4 çözümünü anlatıyor.
GERÇEKTEN AÇ MISINIZ?
Fazla yemek yeme davranışı çoğu zaman yalnızca fiziksel açlıkla değil, duygusal ihtiyaçlar ve içsel gerilimlerle de ilişkilidir; ancak her yeme isteğini duygusal olarak etiketlemek de doğru değildir. Bazen beden gerçekten enerjiye ihtiyaç duyarken, bazen de stres, yalnızlık ya da yorgunluk gibi duygular bu davranışı tetikleyebilir. Bu nedenle önemli olan, yeme davranışını yargılamak yerine kaynağını anlayabilmektir. Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Asıl soru ne kadar yediğimiz değil, neden yediğimizdir. Kişi ‘Şu an hissettiğim şey açlık mı, yoksa başka bir ihtiyacın ifadesi mi?’ diye sormaya başladığında değişim de başlar” diyor.
Duygusal yemek yeme davranışının farklı nedenlerle, alışkanlıklarla ortaya çıkabileceğini belirten Cansu Karaman 4 neden ve 4 çözümü sıralıyor.
FAZLA YEMEYE İTEN 4 NEDEN – 4 ÇÖZÜM
1. Neden: Duygusal düzenleme zorluğu
Fazla yemek yeme davranışının en yaygın nedenlerinden birinin duygularla baş etmede yaşanan zorluklar olduğunu belirten Klinik Psikolog Cansu Karaman, “Kaygı, yalnızlık, stres ya da sıkıntı gibi duygular yoğunlaştığında, yemek birçok kişi için hızlı ve erişilebilir bir rahatlama aracı haline gelebilir. Bu noktada yeme davranışı fiziksel bir ihtiyaçtan çok, duygusal bir boşluğu doldurma ya da içsel gerilimi azaltma işlevi görür. Ancak bu rahatlama genellikle kısa sürelidir ve sonrasında suçluluk duygusu ile birlikte döngü yeniden başlar” diyor.
Çözüm: “Dur – fark et – isimlendir” yaklaşımı
Yeme isteği ortaya çıktığında otomatik şekilde harekete geçmek yerine kısa bir duraksama yaratmak kritik bir adımdır. Kendinize “Şu an gerçekten aç mıyım, yoksa bir duyguyla mı baş etmeye çalışıyorum?” sorusunu sormak, farkındalığı artırır. Ardından hissettiğiniz duyguyu isimlendirmek (örneğin “şu an gerginim” ya da “yalnız hissediyorum”) duygunun yoğunluğunu azaltır ve davranış üzerinde kontrol hissi oluşturur. Bu basit ama etkili adım, otomatik yeme davranışını bilinçli bir tercihe dönüştürür.
2. Neden: “Ya hep ya hiç”
Birçok kişi beslenme sürecini katı kurallar üzerinden yürütür. Bu nedenle küçük bir kaçamak bile “her şey bozuldu” düşüncesini tetikleyebilir. Bu siyah-beyaz bakış açısı, kişinin kendini başarısız hissetmesine ve “nasıl olsa bozuldu” diyerek daha fazla yeme davranışına yönelmesine neden olur. Böylece tek bir küçük sapma, kontrol kaybına dönüşebilir.
Çözüm: Esnek ve sürdürülebilir düşünme geliştirmek
Beslenmede mükemmeliyetçi yaklaşım yerine esnekliği benimsemenin önemine değinen Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Bir öğünde plan dışına çıkmak, tüm sürecin başarısız olduğu anlamına gelmez. “Her öğün yeni bir başlangıçtır” bakış açısı, kişinin süreci sürdürebilmesini sağlar” diyor.
3. Neden: Dürtüye anında tepki verme alışkanlığı
Yeme isteğinin ardında çoğu zaman anlık bir dürtü olabilir. Bu dürtüye hemen yanıt vermek, davranışın otomatikleşmesine ve alışkanlık haline gelmesine yol açar. Oysa bilimsel olarak bu tür dürtülerin büyük bir kısmı kısa süre içinde kendiliğinden azalır.
Çözüm: Ertele
Yeme isteği geldiğinde kendinize 10 dakika gibi kısa bir süre tanıyın. Bu süre içinde ortam değiştirebilir, su içebilir, kısa bir yürüyüş yapabilir ya da dikkatinizi başka bir aktiviteye yönlendirebilirsiniz. Klinik psikolog Cansu Karaman, bu yöntemle kişinin dürtüsü ile davranışı arasında “boşluk” oluşturmasını sağladığını ve kontrolünü kuvvetlendirdiğini belirtiyor.
4. Neden: Kendine karşı eleştirel ve sert iç ses
Fazla yemek yeme davranışından sonra ortaya çıkan “Yine başaramadım”, “Hiç iradem yok” gibi düşünceler, kişinin kendine karşı sert ve yargılayıcı bir tutum geliştirmesine neden olabilir. Bu içsel eleştiri suçluluk ve utanç duygularını artırarak kişinin yeniden yemekle rahatlama aramasına yol açabilir. Böylece kısır bir döngü oluşur.
Çözüm: Öz-şefkat ve destekleyici iç konuşma geliştirmek
Kendine daha anlayışlı yaklaşmanın bu döngüyü kırmanın en önemli adımlarından biri olduğunu belirten Acıbadem Life Klinik Psikoloğu Cansu Karaman, “Şu an zorlandım ama bu normal” ya da “Tekrar dengeyi kurabilirim” gibi daha gerçekçi ve destekleyici bir iç konuşma, hem duygusal yükü azaltır hem de kişinin yeniden kontrol kazanmasına yardımcı olur. Öz-şefkat, değişimin önündeki en büyük engellerden biri olan suçluluk duygusunu azaltarak daha sürdürülebilir bir iyileşme süreci sağlar” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
